STK Haberleri
NGO FORUM DEVAM EDIYOR
PDF Yazdır e-Posta

NGO FORUM DEVAM EDİYOR

NGO forumda genel oturuma geçildi.

Genel oturumdan bazı bölümler:

SONJA LICHT:

Benim forumdaki konulara bakış açım aktivist bir bakış açısı olacak.Çünkü ben siyasi bir düşünür değilim.Ekim ayından bu yana 6 ayda dünyada çok şey alt üst oldu.Kültürel çalışmalar da buna dahil.Çok kültürlülük ile ilgili tartışmalar da bitmiş değil.Şuna inanıyorum; siz , ben hepimiz açık fikirli olmak zorundayız.Bu, tartışmanın olumlu doneler vermesi açısından önemli.Çok kültürlülük entegrasyon için iyi bir çalışmadır.En önemli gündem , bu çok karmaşık süreçlerde STK’ların rolünün ne olacağı olmalıdır.Çoğu zaman çok kültürlülükte çözüm süreçlerinin geliştirilmesinde STK’ların rolünün retorik , laftan ibaret olduğu anlaşılıyor.Entegrasyon için fon tartışmalarında STK’lardan bahsedilmiyor. Halbuki STK’lar daha kapsamlı ve cesaretli çıkışlar yapabilmektedirler. Çünkü aktivistler siyasilerin kaygılarını taşımaz. En zorlu konulara girmekten ve tartışmaktan çekinmez. Avrupalı liderler , bir çok konuda STK’ların etkin çıkışlarını anlamıyor. Anlasalar bile bunu gerçek eyleme dönüştürmüyorlar.

STK’lar bir çok olayda olduğu gibi çok kültürlülük ile ilgili problemlerde de sadece gözlemci konumunda bulunmuyor. Bu konuda da marjinal marjinal kalmayıp işin içine giriyor. Eğer  bu konuda da STK’lar ve diğer tüm paydaşlar arasında tam bir iletişim olmazsa ,gün yüzüne çıkan çok kültürlülük , birlikte yaşama ile ilgili problemler çözülemez.Şunu da belirteyim ; farklı toplum katmanlarını bir araya getiremez , bir arada bulunmanın şimdi ve gelecek için önemini kavrayamazsak Avrupa’nın çok kültürlülük projesi çöker.


AYŞE KADIOĞLU

20.yüzyıl gerilim ve savaşların yüzyılı oldu.Yüzyılın sonuna gelindiğinde Berlin duvarının yıkılması ile sol-sağ , doğu – batı karşıtlıkları son buldu.1980’lerin sonunda eklemlemeler önem kazandı.İstanbul en büyük eklemlemelerin şehridir.Bu dönemde kimlik arayışı önem kazandı.Şimdilerde çok kültürlülüğün yöentim biçimi sorunu 21.yüzyılın en önemli sorunudur.Çok kültürlülüğe getirilen eleştirilerin başında ,artık siyasi liderlerin de dillendirdiği ,çok kültürlülüğün uygulanabilir bir proje olmadığı görüşü geliyor.

Dinsel ,milliyetçi öğelere karşı duran liberaller de çok kültürlülüğün yürümeyen bir proje olduğunu ifade etmektedir.Birlikte yaşama fikri çok kültürlülüğün nefes almasını sağladı. Bireyler ile kimlik grupları arasındaki ilişki ,kimlik grupları ile kimlik grupları arasındaki ilişkilerin yönüne göre çok kültürlülük gelişim gösterecektir. Önceleri çok kültürlülük savunuldu. İnsan özgürleşme sürecinde kimlik gruplarından ,aidiyet duygusundan ayrılır.Kimliklere tutunmak yeniden esir olma isteğidir.Çok kültürlülük kendi etrafına hendek kazmış ,yan yana paralel duran kimliklerin yaşamı anlaşıldı.Birbirimize değmeden yaşamak tanımı eleştirildi.Kimlik grupları arasındaki geçişlerin nasıl olacağı sorunu tolerans kavramı ile aşılmaya çalışılıyorsa da ,tolerans kavramı bunu tam olarak karşılayamıyor.Bu yüzden toleranstan daha önemli bir kavram olarak karşılıklı saygı kavramına odaklanmak gerekiyor.Temel haklara saygısı olmayan ,şeffalığını kaybetmiş ,bireyi baskılayan gruplar çok kültürlülüğe zarar veriyor.

İslam –Batı medeniyetleri uzlaşılmaz  yaklaşımı insanı tarih yapıcılıktan uzak ,kaderci  konuma getiriyor.Çatışmalarda kültürel farklılıktan çok siyasi yorumların etkisi var.Çok kültürlülüğe nefes vermek için , bu kavramın zenginlik olduğunu sürekli vurgulamak gerekiyor.


Gabriella BATTAINI – DRAGONI

Gelecek nesiller için yeni sorular sormamız lazım.Krizde kimlik tanımı farklı şekilde gerçekleşmektedir.Beyaz Kitap hazırlığı çerçevesinde ,ekonomik ,siyasi ,kültürel çevresel kriz temaları tam olarak işlenmedi.Beyaz kitap hazırlığından sonra gelişen kuzey Afrika örneği önemli.Beyaz kitabı bugün yazmak istesek aynı mı olurdu? Genel kaideler için evet ama günümüzdeki gelişmeler doğrultusunda bazı faklılıklar olabilir.Çok kültürlülüğün devamı için ,haklardan eşit yararlanılması,hukuk üstünlüğü ,demokrasi değerleri,fırsat eşitliği kavramlarında muğlaklık ve belirsizliğin giderilmesi gerekiyor.Avrupa ,bir birliktelik sağduyusu geliştirmek zorundadır.Beraber yaşanacaksa , herkesin ve STK’ların güçlü şekilde temsil edilmesi , karar alma süreçlerine daha fazla katılması gerekmektedir.Ayrıca medya ,kültürel diyaloğu geliştirecek dil geliştirmeli.İyi uygulama örneklerinin paylaşılması lazım.Birarada yaşamda onurlu ,bilgi donanımlı,farkındalık oluşturmuş ve bu tutumu geliştirecek yönleri geliştirmek lazım.

Fotograf Galerisi: http://www.cojep.org.tr/fotograf-galerisi/category/12-ngo-forum.html

 
Birleşmiş Milletler Programı
PDF Yazdır e-Posta

10 Aralık 2010 tarihinde Cenevre Birleşmiş Milletler Sarayında düzenlenen seminer ve panel’de radikalleşme konusu ele alınmıştır. Irkçılık, İslamofobi, radikalleşme ve aşırılık konularını bir panelde ele almanın yerinde olacağını düşünerek oluşturulan bu etkinlikte konunun uzmanlarına önemli yer verilmişti.

Bu yaklaşımın önemli hedeflerinden biri ideolojik tartışmaların pratik sorunlar ekseninde ne şekilde ele alınacağı ve özellikle bir dinin mensupları üzerinde tüm tartışmaların yoğunlaşmış olmasının hangi sorunları doğurduğuna işaret etmekti.

Bati toplumları son 60 yılda önemli derecede bütünlük, refah ve barış ortamı elde etmişlerdir. Bunun devam edebilmesi ancak tüm vatandaş ve yurttaşların aynı haklara sahip, tam anlamıyla katkıda bulunma ve topluma katılımlarına imkan sağlanma koşuluna bağlıdır.

STK temsilcileri olarak kendi partnerlerimizi bu konulara duyarlı hale getirmek için girişimlerde bulunuyoruz. Bunun faydalı sonuçlar aldığına dair önemli ipuçlarında elde edilmekte. Ancak yönetimlerin, siyasilerin, medyanın ve kamuoyu oluşturan tüm kurumların desteğini almadan etnik ve dini azınlıklarda gerçek manada aidiyet hissiyatı oluşturmakta zorlanacağız.

Evet aşırılık demokrasinin, çokkültürlü ve onurlu yaşamın düşmanıdır. Öncelikle umutsuzluk ve eziklik duygusuyla başlayan bu davranışlar kendisini daha sonra şiddet ve radikalleşmeye dönüştürmektedir. Buna hedef olanlar kesinlikle bunun acısını hissetmekte olsalar da bunları işleyenlerin de ruhları zamanla hasara uğratmakta.

Bu seminer dinlemek, müzakere etmek ve modern zamanların en önde tartışma konularından birine cevaplar tesis etmek için oluşturulmuştur. Sonuç olarak bazı terimlerin kullanılmasına ve kategorilerin oluşturulmasına çok dikkat edilmesi gerektiğini görmüş bulunduk. Radikallik, Terör ve aşırılık arasında ilişki kuran bu yeni kelime oluşumları ideolojik kurgulamalardır. Bunların yayılması yurttaşların bilincine yerleşirken toplum içinde çok hoş olmayan bir ortama neden olmaktadır.

 
“Her Oy Kimliğinizin Tanınması Anlamına Gelir”
PDF Yazdır e-Posta

Haberin fotoğraf galerisine ulaşmak içinTIKLAYINIZ !

2011′de gerçekleşecek olan Kantonal Seçimleri için geri sayım devam ederken COJEP St-Etienne, toplumda seçmenlere oy kullanma haklarını ve aynı zamanda görevlerini hatırlatmak üzere bir “Demokrasi Festivali” düzenledi.

MoDem Gilles Artigues, Europe Ecologie’den Leila Bencharif, Parti Radical de Gauche’dan Rachid Messad, Parti Socialiste’ten Florent Pigeon, UMP’den Jean Jacques Rey, COJEP International Baskan yardımcısı ve Avrupa Konseyi USTK Konferansı Sivil Toplum ve Demokrasi Komisyonu Başkan Yardımcısı Veysel Filiz ve UNEFT (Fransız – Türk İşadamları Birliği) Başkanı Bilal Dinç birer konuşma yaparken, 31 Aralık’ta sona erecek olan seçmen listelerine kayıtlara dikkat çekildi.

Açılış konuşması için sözü alan COJEP St-Etienne başkanı Ayvaz Çolakoğlu son seçimlerde yaşanan rekor oy kullanmama oranına değinerek “Demokrasilerde oy kullanma, seçmenlere verilen bir hak olduğu kadar aynı zamanda da bir görevdir.” diyerek “Vatandaşlarımız 31 Aralık’tan önce seçmen listelerine kayıtlarını yaptırmalılar. Şunu unutmayalım ki her oy aynı zamanda kişilerin kimliğinin tanınması anlamına gelir.” diye ekledi.

Daha sonra konuşmasını yapan Gilles Artigues “Biliyorum ki sizler hem tarihiniz ve kökenlerinizle gurur duyuyorsunuz hem de bizim cumhuriyetimizin değerlerine tamamen sahip çıkmak istiyorsunuz. Bu çok fazla gördüğümüz bir durum değil. Sizin arkadaşlarınızın en iyi yerlere gelmelerini diliyorum.” dedi.

Leila Bencharif ise “Bizi buraya toplama kapasitesine sahip olan COJEP’in bir organizasyonunda olmaktan çok mutluyum. Bölge Meclisi’nin COJEP’i desteklediği için de çok memnunum.” derken, “COJEP sadece belli bir kesime hitap eden bir dernek değildir.” diye de ekledi.

“Aşırıcılığın tüm dünyada kendine yeniden yer bulduğuna dikkat çeken” Rachid Messad ise, gönüllüleri ile birlikte çevrelerindeki herkesi yurttaşlık konusunda bilinçlendirmeye çalışan COJEP’e teşekkür etti.

Parti Socialiste adına söz alan Florent Pigeon ise “Sizin kültürünüzü de saygi duyuyorum” diyerek Atatürk’ün sözlerinden örnek verdi ve Nazim Hikmet’ten de bir dörtlük okudu.

Veysel Filiz ise “Bugün bizi buraya toplayan şey toplumumuz ve onun değerleri için var olan ideallerimiz ve kusursuz bir aşkın eşlik ettiği hedeflerimizdir. Bizim hareketimizin üyelerinin, bize bugün dayatılan sorunlara temsil ettiğimiz şey adına çözümler üretebilmeleri için bu düşünce içinde kaderlerine bağlıdırlar.

Tüm çeşitliliğiyle var olan bu topluma tepeden bakanlar bizi anlayamazlar. Bizim kalbi bağlarımızı, ortak dilimizi, ortak kaderimizi kafasında kuramayanlar ne bizim hareketimizi ne de verdiğimiz savaşı anlayabilirler.

Biz bu toplumun tamamının, tüm renkleri ve güzelliklerini yüzlerinde taşıyanların temsilcisiyiz. Bizler, evrensel değerlerle birleştiğinde Fransa’nın insani değerleriyiz. Tüm dansları ve şarkılarıyla, bizler daha önce ispatlarını yapmış bir medeniyetin çocuklarıyız. Bizim ilham kaynağımız, bize 40 yıl önce kollarını açmış Fransa’nın değerleriyle saygı ve ortak anlayışı bir araya getirerek çağdaşlarıyla ortak ölçüleri olan, ama aynı zamanda tüm eksiklikleriyle, atalarımızın örnek tarihsel kökenleridir.” dedi ve Martin Luther King’in şu sözünü anımsattı: “Bizler beklemekten yorgunuz. Yeterince yumuşak başlı olduk.”

Konuşmaların ardından “Dünya Müzikleri” isimli grup şarkılarıyla davetlileri eğlendirdi.

 
St-Etienne’de Demokrasi Festivali
PDF Yazdır e-Posta

Fransa’da Kantonal seçimler yaklaşırken St-Etienne ve çevresinde faaliyetlerini sürdüren COJEP St-Etienne, bu seçimler öncesi de başta Türk toplumu olmak üzere yabancı asıllı yurttaşların seçimlerde daha katılımcı olarak yer alabilmeleri için bir “Demokrasi Festivali” hazırlıyor.

3 Aralık 2010 Cuma günü Salle Jeanne D’Arc, 16 rue Jean Claude Tissot 42000 Saint Etienne (proximité place Chavanelle) adresinde, saat 19.45′te gerçekleşecek programda Europe Ecologie’den Leila BENCHARIF, UMP’den Jean-Jacques REY, Modem’den Gilles ARTIGUES, PS’den Florent PIGEON ve COJEP International başkan yardımcısı Veysel FILIZ birer konuşma yapacaklar.

Yaklaşık 600 kişiye posta yoluyla gönderilen davetiyelerde şu açıklama yer aldı:

“Demokrasilerde bir yurttaşa verilen en kutsal hak ve ödevlerden biri, oy kullanarak yaşadığı şehrin, bölgenin veya ülkenin yönetimine aday olan kişileri seçebilmesidir. Bu hakkın önemi herkes tarafından çok iyi anlaşılmalı ve her seçimde bu görev titizlikle yerine getirilmelidir.

Öncelikle yurttaşlık konusunda gösterdiğiniz hassasiyetten dolayı sizleri tebrik ediyoruz.

Derneğimiz, bu yıl Rhone Alpes bölgesinde bilinçli yurttaşlık şuurunun gelişmesi için ilk defa bir “Demokrasi Festivali” programı düzenlemektedir.

Siyasi bir tartışma platformuyla başlayacak olan program, repertuvarı dünya müziklerinden oluşan özgün bir grubun vereceği konserle devam edecektir.”

Cojep St-Etienne 2007 yılında, Avrupa Konseyi’nde katılımcı statüsünün yani sıra ve Birleşmiş Milletler, UNESCO ve AGIT gibi uluslararası kuruluşlarda üyeliklere sahip, Avrupa’nın 15 ülkesinde temsilcilikleri bulunan ve Fransa’nın büyük bölümünde şubeleri olan COJEP International’in bir yerel temsilcisi olarak kurulmuştur.

 
Dünya Türk Formu Toplandı.
PDF Yazdır e-Posta
20-22 Ekim 2010 tarihleri arasında İstanbul'da " Birinci Dünya Türk Formu " toplantısı gerçekleştirildi. 
Forumda Fransa Türkleri adına katılan Cojep International Genel Başkanı Ali GEDİKOĞLU bir konuşma yaptı. 60 ülkeden delegenin katıldığı toplantıda çok farklı sorunlar dile getirildi. Forumda söz alan Gedikoğlu, Avrupa'da yükselen ırkçılık ve ayrımcılığa dikkat çekti. İslamofobyanın siyasi bir kimlik kazandığını, hükümetlere ortak olduğunu ve oy oranları %6 ile %30 arasında değişen boyutlara ulaştığını söyledi.
Çözüm olarak farklı kültürlerin demokratik katılımlarının güçlendirilmesi ve temsilinin her alanda etkili bir şekilde yaygınlaştırılmasıyla bu olumsuzlukların önlenebileceğini söyledi.
 
Diğer Makaleler...
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 > 2