Lahey Formasyonu
PDF Yazdır e-Posta

Hollanda Diyanet Vakfı ve Merkezi Fransa’da bulunan Karma Kültür Gençlik Konseyi (COJEP) tarafından 18-19 Aralık 2010 tarihlerinde Avrupa’nın değişik ülkelerinden uzmanların katıldığı bir konferans düzenlendi.

Konferans öncesi 18 Aralık 2010 tarihinde Vakıf Merkezinde biraraya gelen uzmanlar kendi aralarında yaptıkları müzakerelerde “İslamofobi’nin” Avrupa’nın köklerinde var olan ırkçılığın bir tezahürü olarak ortaya çıktığından hareketle bunun bir insanlık suçu olması dolayısıyla mücadelenin de bu esasa göre sürdürülmesi gerektiği tespitinde bulundular. Bu sebeple, Avrupa’da Nefret suçlarına karşı mücadele ve “İslamofobi” konusunda gerek Avrupa birliği platformlarında ve gerekse diğer üst düzey platformlarda çalışmalar yapmak üzere “Sosyal Bütünlük için Avrupalı Müslümanlar İnisiyatifi”, kısa adı “EMISCO” olan bir platform kurulmasına karar verildi.

Platformda yer alan uzmanlar, şu isimlerden oluştu. Hollanda’dan Din Hizmetleri Müşaviri ve Hollanda Diyanet Vakfı Başkanı Doç. Dr. Bülent Şenay, Bosna Hersek’ten Tuba Boz, Avusturya’dan Banu Kurtulan, Türkiye’den Emekli Büyükelçi Ömur Orhun, Avusturya’dan Tarafa Baghajati, Danimarka’dan Bashy Quraishy, Polonya’dan Tankut Taşkın Soykan ve Fransa’dan Cojep Başkan yardımcısı Veysel Filiz. Platformun Başkanlığına Fransa’dan hava muhalefeti sebebiyle katılamayan Doudou DIENE getirildi. 18 Aralık’ta Vakıf merkezinde yapılan EMISCO toplantıları gün boyu devam etti.

19 Aralık 2010 tarihinde ise HDV Rotterdam Eğitim Merkezi konferans salonunda Nefret suçlarına karşı mücadele “İslamofobi konferansı gerçekleştirildi. Konferansa EMISCO içerisinde de yer alan ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen konuşmacılar tebliğler sundular. Konferansın dinleyici kitlesini Hollanda’da mevcut federasyon temsilcileri başta olmak üzere HDV şube yöneticileri, kadın kolları temsilcileri, gençlik kolları temsilcileri ve din görevlileri oluşturdu. Konferansta uzman konuşmacılardan ikisi İngilizce diğerleri ise Türkçe olarak konuştular. Konuşmacıların tebliğleri simultan olarak Türkçe’den İngilizce’ye ve İngilizce’den de Türkçe’ye çevrildi.

Konferansta ilk konuşmayı Hollanda Diyanet Vakfı Başkanı Doç. Dr. Bülent Şenay yaptı. Şenay konuşmasında İslamofobi’nin, Avrupa’da 11 Eylül’den sonra ortaya çıktığını sananlar yanılmaktadır. Avrupa’nın ırkçılığının bir neticesi olan bu sorunun çok daha öncelere dayandığını, Müslümanlara ve İslam’a karşı önyargıların, müzeleri ve kiliseleri süsleyen sanat eserlerinde dahi görülebildiğini, Müslümanlar olarak bu suçlara karşı nasıl mücadele edebileceğini bugün burada konunun uzmanlarından dinleme fırsatının elde edileceğini belirtti. “İslamofobi, kültürel bir terördür” diye konuşan Şenay, şöyle devam etti “Bugün terör Müslümanlara karşı sadece silahla olmuyor aynı zamanda psikolojik olarak da yürütülüyor. Batı medyasının din konusunda, etik davranması gerekiyor, uzmanlarla görüşmesi gerekiyor. HDV, Hollanda yasalarına göre kurulmuş bir Vakıftır. Avrupa kültürü, birlikte yaşama refleksini geliştirmek ve iyileştirmek durumundadır. HDV Hollanda’daki bütün Türk toplumu ve Müslümanlar adına çalışmalar yapan tek kuruluştur.

Konferansta ikinci olarak Türkiye’den katılan ve İslam Konferansı Teskilati (İKT) Genel Sekreteri Özel Temsilcisi olan Büyükelçi Ömür Orhun, İslamofobi konusunda, bugüne kadar uluslararası platformda kabul görmüş, herkesin üzerinde mutabık kaldığı bir kapsamlı tanım eleştirilemediğinden bahsetti. Orhun şunları söyledi: “İslamofobi, Müslümanlardan, İslam’dan veya onlarla ilgili her şeyden şüphe etmek, korku duymak ve hatta giderek nefret duymak, şeklinde genel olarak tanımlanıyor. Bunu hoşgörüsüzlük ve ayrımcılık açılımıyla da tamamlamak doğru olur. İslamofobi yeni bir olgu değildir. Danimarka’da, Hollanda’da, Belçika’da ve İsviçre’de yerli halkın kendi kimliğini kaybetme yolundaki gereksiz endişesi bu ülkelerde İslamofobinin artmasına neden oldu. Bu olgu, Müslümanların da kendi kimliklerine normalden daha fazla sarılmalarına neden oldu. İslamofobiyi bir din sorunu olarak değil, daha ziyade insan haklarına ve insan onuruna bir saldırı olarak görmek gerekir. Avrupa’daki Türk sivil toplum kuruluşlarına büyük görevler düşüyor.”

Daha sonra söz alan ve Polonya’dan katılan Tankut Taşkın Soykan ise, kanun metinlerinde nefret suçlarının tanım ve tarifi üzerinde teknik bilgiler verdi. Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı AGİT - Müslümanlara Karşı Ayrımcılık ve Tahammülsüzlükle Mücadele İnsani Boyut Danışmanı olan Tankut Taşkın Soykan, “Müslüman karşıtı nefret suçları Müslüman karşıtı bir önyargılı saikle işlenmiş suçlardır. Bazen yabancı düşmanlığı veya ırkçılık gibi başka önyargılar Müslüman karşıtlığı saikiyle iç içe geçebilir” ifadelerini kullandı.

Konferansta dördüncü konuşmacı olarak yer alan Danimarka Avrupa Sosyal Ahenk için Müslüman inisiyatifi EMİSCO Koordinatörü Bashy Quraishy de “Batı Avrupa’ya gelen Müslümanlar kültürel geleneklerine sahiptirler. Müslümanların dini bir ancak kültürleri farklılık arz eder. Manen farklılık değil, bazı şeylere farklı yaklaşımdan bahsediyorum. Batı medyası, İslamiyet’e karşı son onbeş yılda, iç siyasi partilerin söylemleriyle şekilleniyor. İslamofobi sadece dazlakların veya Nazi yanlılarının işi değil, bu işi siyasiler de yapıyor. Danimarka Başbakan Yardımcısı: Müslümanların bizim ülkemizdeki tehdidi, iklim yapısı tehlikesinden daha tehlikeli, dedi. Bu sorunlara bugünden el atmalıyız. AB, AGİT, Avrupa Konseyi, İslamofobiye karşı bazı önlemler alıp, ayrımcılığa uğrayan bütün azınlıkları (Müslümanlar da dahil) koruma altına almalıdır” şeklinde konuştu. Quraishy ayrıca, Avrupa’nın nefret suçları, ırkçılık ve ayırımcılık gibi suçlarda İslamı ve Müslümanları hesaba katmadıklarını ve bu konuda çifte standart uyguladıklarından bahsetti.

Konferansa Avusturya’dan katılan Avusturya Müslümanları inisiyatifi Başkanı Tarafa Baghajati ise şunları dile getirdi: “Sizlerin bu toplumda sorumluluklarınız var. Sizler, gençliğe dikkat etmelisiniz, onlar bizim geleceğimizdir. Yaşadığınız ülkenin haklarından azami oranda faydalanın. Siyasi katılım çok önemlidir. Seçimlerde Müslüman toplumun yüzde 50 - 60 oranı sandığa gitmiyor. Siyasilerimiz tanınmış partilerde yer almalıdırlar. Bizim değerlerimiz evrenseldir.”

Toplantıda son konuşmacı olarak COJEP Sözcüsü ve Başkan Yardımcısı Veysel FILIZ söz aldı. Veysel FILIZ de konuşmasında oluşturulan platform ile nefret suçlarına karşı artık sivil toplum inisiyatifi olarak her platformda mücadele için bir araya geldiklerini bu konuda yine en büyük desteği Diyanet camiasından gördüklerini ifade etti. Veysel FILIZ, “Batı’da artık kalıcıyız. Biz eşit haklar peşindeyiz. Diyoruz ki, Avrupa bugün kriz yaşıyorsa bu problemleri çözecek olan Müslüman kimliktir. Çünkü Avrupa değerleriyle, bizim değer kodlarını birleştirdiğimiz andan itibaren Avrupa’ya yeni reçete verilecektir. Müslüman ülkelerden gelen toplum, Avrupa’nın çehresini değiştiriyor. Çok önemli tarihi bir mutasyon yaşıyoruz. Öyle ki Avrupa’da minare krizi, mezarlık meselesi, helal et konusu, Avrupa’da Müslümanların kendileri talep etmese de doğal olarak gerçekleşen bir alan kazanması demektir. Yahudi veya Hıristiyan kökleri olarak düşünülen Avrupa’da İslam diye bir olgunun yerleşmesi demektir. Bunun kavgayla yapılmasını biz istemiyoruz. Cemaat farklıklarını bir kenara bırakıp, ortak adım atmalıyız. Bu toplum yeni sorumluluklar almalıdır” şeklinde konuştu.